Mevlana – Etme (by Yılmaz Erdoğan) English & Turkish

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

I have heard, you have intend to leave us, don’t do
You have been looking for another one, another beloved-one, don’t do

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

O foreign! What are you looking for in noone’s world.
Which sick hearted one do you mean , don’t do.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Don’t steal us, us from us, don’t go that way
You are looking at the stolen ones, don’t do

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

O moon, the universe has just ruined for you
You have been ruining us so badly ,don’t do

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

O you, whose sovereignty is beyond existence and non-existence
You are leaving the field of existence that way, don’t do

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan 
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

If you forsook, the moon would get very dark in deep sorrow
You intend to ruin the home of the moon as well, don’t do

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Our lips would get dry, if you got dry
You have been making my eyes full of tears that way, don’t do

Aşıklarla basa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

If you don’t have the power to keep up with lovers,
Why are you suprised at love, don’t do

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

O you who have the heaven and the hell
You turn the hell into the heaven that way for us, don’t do 

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

The poison in the sugar bowl would not harm us
With that sugar, you have been making that poison the same as sugar, don’t do

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

You please us, otherwise, our peace would get lost
You have been putting us in uneasiness, don’t do

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme. 

My eyes, which are dirty with sin, are the thief of your beauty 
O you who are worthy of theft, you are stealing, don’t do

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

Rise up, o friend, it is not yet time to say a word
Why are you practising with the unconsciousness of love, don’t do

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s